Yoga yapmak ya da yapmamak, bütün mesele bu!

Bir süredir yoga yapıyorum. Bir süredir yoga dersleri veriyorum. Yoga ile ilgili ahkam kesmek, kocaman cümleler kurup, altında ezilmek istemem.

Son zamanlarda, yoga derslerimize gelen, gelmeye niyetlenen kişilerle ilgili fark ettiğim (daha önce de fark etmiştim, ama yakın dönemde daha çok dikkatimi çekmeye başladı) bazı durumlar var. Yoganın ne olduğuna dair sorular, yoga ve kilo verme ile ilgili sorular, şüpheler, tedirginlikler.

Öncelikle: Kimler yoga yapabilir?

Cevabım: Herkes yoga yapabilir.

Ancak bu yanıt, hiçbir şekilde tatmin edici olmuyor soranlar için. Çünkü yoga yapmak, spor yapmak, sadece fiziksel bir eylemde bulunmak, kas yapmak, incelmek, esnemek olarak algılanıyor.

En çok duyduğum: “Ben esnek değilim, o yüzden yoga yapabileceğimi sanmıyorum” , oluyor. Halbuki, hiç yoga dersine girilmemiş, henüz yoga ile hiç tanışılmamış. Yogayı, televizyonda, internette görülen “atletik, estetik, fit” yoga pozları yapmak olarak kabul etmiş bir hal var zihinde.

Eleştirmiyorum, sadece yanlış bir anlaşılma olduğunu düşünüyorum ve bu sebeple bu yazıyı kaleme alıyorum.

Yoga, sadece fiziksel bir uygulama değildir!

Eğer, sadece fiziksel bir şeyler yapmak isteniliyorsa, örneğin kilo vermek, örneğin esnerken başını dizlerine değdirmek, örneğin kollarının üzerinde amuda kalkmak vs. O vakit, bence yoga yerine jimnastik, pilates, spor kursları tercih edilebilir. Daha doğru bir tercih olacaktır.

Çünkü yoga, sadece fiziksel bir çalışma değildir.

Yoga yapanlar, elbette zamanla(!), yoganın sadece bir duruştan ibaret olmadığını fark edecektir. Yogada zihninizin hali çok önemlidir! Zihin, nefes ve beden, bu üçü birleşmeye, buluşmaya çalışır. Ve tüm bu buluşma sayesinde, “an” yakalanır. Çünkü artık dünde değilsindir, çünkü artık yarında değilsindir. Tüm duyular, tüm hisler, zihnin de nefese doğru yönlenmeye başlar yogada.

Zihnin, kariyerin, kimliğin, okuduğun binlerce kitaplar, aldığın tonlarca eğitim, artık bedeninle buluşmaya başlar. Hep tutunduğun, övündüğün zihnin üstün değildir artık, sen hem zihninle, hem bedeninle, hem ruhunla; yani duygularınla, hislerinle aynı noktada buluşmaya başlarsın.

Ve yogada fark etmek mümkündür; her şey zihnin değildir ve bedenin bir et parçası değildir.

Bedeninin bir zekası vardır. Bedeninin, duygularınla, düşüncelerinle doğrudan bağlantısı vardır. Kalbinden geçen bir his, aklından geçen bir düşünce bağırsaklarını da etkiler, akciğerlerini de, her yerini, her hücreni. Zihnin bir bıçak gibi düşüncelerini, tecrübelerini, deneyimlerini, duygularını bedeninden ayırdığını zannetse de, çok ciddi bir şekilde yanılmaktadır.

Sert bir bilgi olabilir, belki birçok kişinin yogadan hoşlanmamasının nedeni de bu bence. Ki parantez açalım, herkes yogadan hoşlanmak zorunda değildir.  Ama düşüncen, duyguların, bedeninden bağımsız değildir. Hiçbiri birbirinden bağımsız değildir. Hepsi, birdir.

Zihnin bunu parçalamış olabilir, zihnin kendini “mantık” çerçevesinde ayrı bir mekanizma olarak değerlendirmiş olabilir. Ama hayır, zihnin, bedenin, ruhun, birbirinden ayrılmayan bir parçadır. Yaşadıkların, üzüntülerin, sevinçlerin, hayata bakış tarzın, ağzından çıkan kelimeler duruşunu da etkiler, nefesini de etkiler, organlarındaki enerji akışını da, hücrelerini de, yüzünün şeklini, kaşının kıvrımını, her yerini, ses tonunu bile. Devamını siz tamamlayın.

Yoga, bireysel bir çalışmadır!

Yoga yaparken, bedeninin (ve yukarıda bahsettiğim, duygularının, düşüncelerinin) sadece sana özel olduğunu fark edersin. Kolunun uzunluğu, bacaklarının uzunluğu, bedenin esnekliği, sana hastır. Hepimizin kalbinin büyüklüğü, karaciğerinin ağırlığı birbirinden farklıdır. Bazı noktalar bedeninde daha hassas olabilir. Örneğin fıtık olabilir boynunda, çok normal. Ona dikkat ederek, ona uygun bir derse girerek, hassasiyete saygı duyarak her zaman yoga yapabilirsin. Genellikle grup derslerine gidiliyorsa yoga yapmak için, gruba uyum sağlamak zorunda değilsin. Yoga matı sana ait bir alandır, ve sağındakinin, solundakinin bir önemi yoktur. Asıl soru zaten budur, ne önemi olabilir ki? Boşver başkalarını, dön kendine, bak kendine, kulak ver kendine.

Bu bir cesaret işidir bence, çok keyiflidir, yeri geldiğinde zorlayıcı da olabilir, ama kendini bilmeyi, gerçekten kim olduğunu bilmeyi kim istemez?

Sen, matında, kendinle buluşursun. Katıldığın bir grup dersi bile olsa. Fark etmez, sen yoga matının üzerinde, yoganı, o gün sana yeterli olacak sınırlarda yaparsın. Bu, sana yeter. Ve senin kendini, Ayşe ile, Mehmet ile kıyaslamana gerek yoktur. Sen, olduğun gibisin, eksik değilsin, fazla değilsin. Sen tamsın, olduğun gibi, yoga sana bunu hatırlatır.

Çünkü yogada hedef yoktur!

Rekabet yoktur. Eğer rekabet duygunuz çok yüksekse, hedef odaklıysanız, bence yoga yapmayın. Evet, çocukluğumuz itibariyle öyle büyüdük. Ama bizim de bir süzgecimiz var ve süzelim artık gereksiz öğretileri hayatımızdan. Ama rekabet, hırs sizi çok besleyen hislerse, bence yüzün, koşun, ağırlık kaldırın, her hafta bir 5 kg daha fazla kaldırmayı hedefleyin, ama yoga yapmayın.

Yogada kendinizle baş başa kalmayı, kendi öz değerinizi bulmayı, kendi içinize bakabilmeyi, kendi içinize dönebilmeyi araştırmak, nefese odaklanmak ve bununla birleşen asanaları (yoga duruşlarını) bir yolculuk gibi algılayarak bir uygulamaya dökmek, bence asıl olay.

Hızlı sonuç!

Hayatta hiçbir şey kısa sürede sonuç vermiyor. Çayın bile demlenmeye ihtiyacı vardır diye düşünürüm hep aceleye kapıldığım vakitlerde. Yoga yapmak isteyenlerin de, bu konuda sabırlı olması gerekmektedir. Yoga düzenli yapılmalıdır ve zaten severseniz yogayı, bırakamazsınız. Hayatınızın bir parçası olur, evde yaparsın, kursta yaparsın, yaparsın yani.

Sadece bir ay yoga yaparak, kendini yoga yapmış olarak görmek kanımca yeterli olmayacaktır. Belki bir ay boyunca kurabiye kursuna gidebilirsin ama yoga böyle bir şey değil, devamlılığı önemlidir. Etkisi ancak bu şekilde hayatına yayılır.

Kilo vermek konusu ise: Fazla kilolarımız varsa ve bundan memnun değilsek, öncelikle bunun nedenine bakmakta fayda var! Yanlış mı besleniyorum, yoksa fiziksel bir rahatsızlığım mı var, yoksa psikolojik bir sıkıntım mı var? Kökündeki duruma bakmak önemli.

Ama şunu yapmak bir seçenektir: Kendine olan sevgini, saygını kaybetmişsen yeniden kazanmak, bedenine gereken önemi vermen gerektiğini hatırlamak için, sağlıklı bir beslenme eşliğinde yapılacak düzenli bir yoga uygulaması, elbette destek verecektir sağlıklı kiloya dönmek için. Ama onun dışında, hızlı sonuç (bir ay yapsam yeter), hedef odaklı tavırlar (sıkılaşmak, kilo vermek) ve sadece zihin odaklı, bedensel bir yaklaşım (beden-ruh- zihin bütünlüğüne inanmamak) içindeyseniz, bence yoga yapmayın.

Ama farklı bir şey arıyorsanız, omuzlarınız, dişleriniz gerginse, nefesiniz bir türlü rahat akmıyorsa bedeninize, rahat uyuyamıyorsanız, gündüz uyanınca kendinizi yorgun hissediyorsanız,  bir şeyler artık fazla geliyor, ama sanki bir şeyler de eksikse, yeniliğe açıksanız, zihninizi sakinleştirmek, bedeninizi rahatlamak ve güçlendirmek istiyorsanız, bir deneyin yogayı.

Rekabet odaklıysanız, belki bu yanınızı yumuşatmak istiyorsanız da yogayı deneyin. Kollarınızın üzerinde ters bir duruş da yapabilirsiniz yogada, ama bu hedef değil, yoga yolculuğunuzda uğradığınız bir durak olacaktır zamanla. Bir iki ders sonrasında ters bir duruş denemek hedefi, yine yine yogadan uzak, daha jimnastik odaklı bir çalışma olacaktır bence.

İsimlere takılmadan, akımlara takılmadan, gidin bir yoga dersine ve katılın.

En iyi karar, yine sizin. Yogayı deneyin, deneyimleyin ve bizzat kendiniz için tanımlayın. Çünkü herkes yoga yapabilir.

Sevgiler.

Reklamlar

Yoga yapmak ya da yapmamak, bütün mesele bu!” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s