Kaos

Matın üzerinde yaptığın yogada nasıl bir tavır sergiliyorsun? Genellikle yaptığın mekanda matını aynı yöne mi seriyorsun? Sınıfın hep aynı alanlarında mı yerleşmeyi seviyorsun? Belki bilindik asanalar, daha kolay yaptığın asanalar daha keyif verirken, farklılıklarla karşılaşınca kaçıp gitmek mi istiyorsun? Hayata bir oradan bir buradan bakmak, hayata gerçekten bakmaktır bence. Sadece tek yönlü değil, çift yönlü değil, her yönden. Baktığınız yer bir harabenin tam altı bile olabilir.

 

Kendi bildiğin toprağa basmak, nasıl huzurlu bir his. Bir yerden sonra sıkıcı bulunabiliyor, yeniliğe bir özlem duyulabiliyor ama yine de kendi bildiğin toprak kalsın istiyorsun sıkı sıkı kocaman bir yanınla. Öyle tutunuluyor ki o toprağa, sanki eller kıpkırmızı oluyor sıkmaktan, tırnaklar tırmalıyor kendi ellerini. O toprak. Güvenilir alan. Ama neresi orası? Ne kadar gerçek orası? Hep kalabilir mi sabit?

 

Yanıt, hayır. Değişim her an, her yerde var, olmalı. Her şey bizim elimizde değil. Bu tekrar tekrar telafuz edilse de, an geliyor yok sayıyor zihin, kalp. Kabul etmiyor. Red. Kaos hali gerçekleşiyor, bir an toprak üzerine kurulan her ne varsa sarsılıyor. Bu düzen. Bu ritm.  Değişim kaçınılmaz, harabenin altında kalınıyor, sonrasında değişim yeniden geliyor.

 

Kendi planladığımız vakitte gerçekleşmeyen değişimi sevmiyoruz. Hazırlıklı olmadığımız, bizi zorlayan, bizi üzeni olabildiğince red ediyoruz. Biz diyorum, vardır belki benim gibi hissedenler.

 

Ama hayat işte. Kaosta meydana gelen ilk his ne diye düşünüyorum, şok, denge kaybı, elini kolunu nereye koyabileceğini, yaranı nasıl minimumda koruyabileceğini araştırmak. Ne kadarı gerçekleşiyor? Hayattaysak, daralan nefesler, birkaç gözyaşıyla belki birleşiyor, kalpte bir ateş, soğuk terler. Sonra tekrar ritmi nefesle yakalıyoruz. Hemen değil, hep değil, ama çoğunlukla yakalıyoruz yine nefesle, dönüyoruz bu ana. Hayatımızda, yoga matımızda, yoga uygulamamızda. Hayata, akmaya, değişime alışmaya. Tekrar eller sımsıkı mı sarılır toprağa? O bize kalan kısım, dengeyi nasıl kurabilirsek artık. Ne olursa olsun, harabe bir lütuf. Değişime giden bir yol. Değişimin sonsuz dalgalarına hep hazırlıklı olmalıyız*Tetikte kalarak değil, denizin dalgalarında yüzerek. Birkaç yutulan su, birkaç öksürük. Hayattaysak, hayatın değişim olduğunu kabul ederek. Devam.

 

*’Ye, Sev, Dua Et’ten bir alıntıdır.

Reklamlar

Kaos” üzerine 2 yorum

  1. Sabah bu yazıyı okuduktan sonra yoga dersine gittim. Bu sefer stüdyonun taa en dip köşesinde yer kalmıştı. Biraz sevimsiz buldum, hocayı daha yakından takip etmek istiyordum. Sonra o köşe bana alan verdi, ortalarda olduğumdan daha rahat yere doğru uzadım, açıldım, yayıldım. Tebdil-i mekanda ferahlık..

  2. Köşelerde, dar alanlarda kendimize alan yaratabilmek ne kadar önemli. Aynı eylem sanırım içte de gerçekleşiyor, sıkışınca minik minik nefeslerle düşüncelerimizde de yaratıyoruz aynısını. Dediğin gibi, tebdil-i mekanda ferahlık var…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s