Patenimle bir bahar daha

Paten sezonu bugün açıldı. Mart ayı mı Mayıs ayımı anlamadığım güneşli cumartesi gününde içimi bir telaş sardı. Güneşi doyasıya yaşamak, onunla temasta olmak şarttı bugün. Geç kalmadan dışarı atıldık sevgilimle. Güneş batana kadar da sokaktaydık. Sadece ben değildim böyle düşünen, tüm İstanbul aynı fikirdeydi. Bahar geldi, yaz gelecek… Bir bahar daha. Ötesi?

Ötesini bilmiyorum. Hiç bir şeyin. Kahvemi yudumlarken, kaçamak havuçlu kek lokmalarını mideme indirirken, güneşin insana verdiği harika etkiyi kanımda hissettim. Tüm gün. Yağmurun melankolik halini sevenler çoğunlukta mı bilmem, ben güneşle beslenmeyi seviyorum. Güneşe selamla/ Surya Namaskar, Aya selam/ Chandra Namaskar arasındaki farkı bu hafta içimde hissettim. İlk defa bu hafta verdiğim Vinyasa başlangıç dersinde, heyecanla Chandra Namaskar’a hazırlandım. Daha değişken, daha duygusal, daha yumuşak geldi bana Aya Selam serileri. Kesin sonuçlar vermek, akıllarda bir fikir uyandırmak değil amacım. Benim bu haftaki hislerim buydu…

Özgürlük nefeste başlıyor. Nefesimiz çoğu zaman özgür akmayı başaramıyor. Heyecanla, telaşla, zorlamayla, itmeyle, çekmeyle, tıkanıklıklarla geçen nefes akışları olabiliyor gün içinde. Bugün patenlerimin üzerinde giderken, özellikle hafif yokuş aşağı yollarda kendimi bir kuş kadar özgür hissettim. Patenlerimle uzun bir birlikteliğimiz var. Oturup bugün saymak zorunda kaldım. 16 yıldır aynı pateni kullandığıma inanamıyorum. Ayaklarım en son 16 yıl önce büyümüş, evet. Bunun tarihini patenlerim sayesinde hesaplayabiliyorum. Birçok bahara beraber adım attık. Baharı onlarla kutluyorum.

Onları ne zaman giysem kendimi bir çocuk gibi hissediyorum. Dengesini ilk başta arayan, ardından yakalayan ve koşarak adımlarını atan. Adımlar bir yerden sonra yerden kesiliyor, gökyüzünde doğru çekiyorum sanki onları.  Bulutlar tepende, kuşlar yanında uçuyor gibi oluyor yer ayağının altından akıp giderken. Bir su gibi…

 

Deniz kenarında otururken, elimde defterim vardı, diğer elimde iki gündür elimden bırakamadığım Mavi Orman. Severek blogunu takip ettiğim, yogaya yıllarını vermiş olan Defne Suman’ın kalbimi 12’den vuran kitabı. Henüz hiç bir dersine katılamadım kendisinin, yakın bir zamanda gerçekleştirmek istiyorum. Geçenlerde televizyonda bir programa konuk olmuştu, orada babasının ona sürekli, “kızım bitmedi mi bu yoga” sorusunu sorduğunu anlattı. Birçok şey anlattı tabi, ama ben de daha bir elin beş parmağını tamamlamadığım eğitimlerime rağmen babamdan benzeri sorular duyduğum için şaşırdım. Hatta babam bana kaç yıldır usanmadan sorduğu sorusunu yöneltti bu akşam. “Kızım takip ediyor musun okulu? Kadro falan çıkacak mı?” Babam kadroda, üniversitede kaldı. Beni neden oraya yakıştırıyor ben henüz çözemedim, ama cevap “bakmadım baba, ilgilenmiyorum baba, başka şeyler yapmak istiyorum baba”. Sessizlik. Sükunet. Nokta. Elbette herkesin durumu aynı değil ama belli alanlara yönelen kişiler, benzer durumlar yaşayabiliyor. Sanki sadece ben bu tarz garip sorular, durumlarla karşılaşıyormuşum gibi düşünüyorum içimde.  Mavi Orman’ı okumaya başlayınca anladım ki, sadece bu soru değilmiş benzerlikler. Yogayla ilgilenen herkese bu kitabı tavsiye ediyorum. Beni son hız sürüklüyor, deneyimli bir yoga eğitmeninden harika bilgiler, anılar yer alıyor sayfaların içinde. Yazıyla yoganın böylesine ahenkle birleşmesi çok hoşuma gidiyor. Çok:)

Şimdilik ufak bir İzmir ziyareti yapmayı planlıyorum. Ailem, dostlarım, doğduğum şehir beni çağırdı. Öyle fısıldadı bana. Kulak veriyorum ve gidiyorum. Sonrasında Godfrey Devereux’ un eğitimine katılmayı sabırsızlıkla bekliyorum. Heyecan, merak ve sakinlik.  

Sevgiler.

Reklamlar

Patenimle bir bahar daha” üzerine 4 yorum

  1. Kitabı ben de çok beğendim. Henüz yogaya başlamadığım halde elimden bırakamadım. Sanırım 2. defa okuduğum nadir kitaplardan olacak.

    Babalar hep aynı galiba. Benimki de yıllarca benim Ankara’da devlet memuru olmamı istedi.18 yıl önce Istanbul’a gelmeme rağmen bazen hala açılıyor bu konu. Ama ben sakinlikle cevap vermekte bile zorlanıyorum artık. Sadece sen değilsin yani. Belli kalıpların dışına çıkan herkes bu durumda. Bazen aileler çok zor olabiliyor. Belki de sabrımız ve gücümüz sınanıyor böylece.

    Sakin ve güneşli günler dileğiyle…

    • Evet, incecik bir çizgi var sabır sınanması, sinirlenme, sakin kalma, kırma, kırılma vb. arasında. İncecik çizgi bu kadar basınçlı hislere zor dayanabiliyor. Anlayamıyorsak birbirimizi, ki ben karşı tarafı anlamadığım kadar o da beni anlamıyor, sessizlik iyi geliyor. Yeni keşfettiğim güzel bir tepki. İçime atmak değil, söylüyorum yine neyse, belli bir noktaya kadar. Bir iki cümle, paragraflara gerek kalmadan.

      Defne Suman’ın kitabı bir başucu kitabı, yoga yapmamana rağmen ilgini böylesine çekmesi çok hoş. Güzel yorumun için teşekkür ediyorum Işın, sana da güneşli günler diliyorum.

  2. Bir resimlere bakıyorum, bir yazıyı okuyorum, bir resimlere bakıyorum, bir resimleri okuyorum:) bahar bir de sayende bu iç açıcı yazıyla geldi:) canımsın arkadaşım, güle güle git, güle güle gel, sonra da görüşelim:)

    • Canım Zerenim, resimlerden çok var:) seni de en kısa zamanda patenlerinle bekliyoruz yanımıza. Senin de duygularını merak ediyorum kaymaya başladıktan sonra. Kış geldi, gitti. Bahar geliyor. Hepsini olabildiğince coşkuyla karşılayıp duruyoruz. Hadi bakalım. Gelir gelmez görüşeceğiz. Aramıza günler girdi, bu kadar uzun ayrılık olmasın. Öpüyorum güzel Zeren Şefimi!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s