Ters

Ters olduğum zamanlar olur. Olabilir. İnsanlık hali. Bazen her şey ters gelir, ters gider. Elbette terslikler de geldiği gibi geçer…

Bu hafta hava soğuktu, güneş saklanmıştı bulutların arkasına, minik minik kar taneleri düşüyordu tüm masumluğuyla yere. Havanın sakinliği içime sinmişti, enerjim de inmişti biraz daha yeryüzüne doğru.  Hayat kendi döngüsünde  aktığını, bir gün güneş olmazsa, bir gün güneşin yeniden kendi sıcaklığını göstereceğini bir kez daha hatırlattı bana haftanın sonuna doğru gelince. İnişler ve çıkışlar her zaman olacaktı hayatımızda. Günün ve haftanın cuma günü konseptine uygun bir yoga saati beni bekliyordu. Ters duruşlar… 

Öncesinde yoga eğitiminde tanıştığım arkadaşım Devrim ile Kadıköy’de buluştuk. Güneşin altında güzel bir kahve içtik. Planlar, hayaller, günlük sohbetimizin ardından pratik yapmak üzere tuttuk Cihangir Yoga’nın yolunu. Faruk Kurtuluş’un Inversion dersinde ilk kez yerimi alıyordum.

Her zaman sıfırdan başlamak, her eğitmeni dikkatlice dinlemeyi araştırıyorum kendi içimde. Herkesin tarzı farklı, yorumu farklı. Ne kadar çok insanı dinlesem, ne kadar farklı tarza tanık olsam benim için o kadar iyi diye düşünüyorum. Ders almak, ders vermek, insanları her şekilde dinlemek, gözlemlemek, bunu yaparken kendimi es geçmemek. Karnımda kocaman bir açlık hissediyorum bu konuda. Gitmem gereken yerler, tanışmam gereken yeni eğitmenler, öğrenmem gereken binlerce bilgi var yogaya dair.

Uzun süredir ters duruşlara kalkışmadığımı farkettim. Son derece yumuşak ama aynı zamanda güçlü bir dersti Faruk Hoca’nın 1,5 saatlik dersi. Artık eskisi gibi bir korkum kalmadı ayaklarımı yerden keserken. Henüz duvara ihtiyacım var, ama daha kolay, daha yumuşak, daha kolay kalkışlar yaptığımı gözlemliyorum. Eğlenceli bir hal alıyor bu terslik.

İniş çıkış, terslik düzlük hayatın her anında eşlik ediyor bana. Bazen olumlu yanından bakabiliyorum, bazen de en olumsuzuna odaklanıyorum. Önüme doğru bakarken, gönlümdeki istekler fazla gelebiliyor ya da imkansızmış gibi. Bir yandan da içimdeki ses, durma sakın, devam et, gayet güzel her şey diyor. O sesi duymamış olsam, hiç başlamazdım zaten. Göze almazdım birçok şeyi, eski alışkanlıklarımdan, eski hayat akışımdan vazgeçmezdim.

Kendimi dinlemediğim zamanlar çok yoruluyorum. Mutlaka biraz yalnız kalmam gerekiyor, bir köşeye çekilmem, bir şeyler okumam, bir şeyler karalamam, sessizliğin içine doğru kendimi bırakmam gerekiyor. Aşırı yoğunluğu, durmadan hareket halinde olmayı, “bugün de nasıl geçti hiç anlamadım” demeyi hiç sevmiyorum. Kendimi dinlemek benim dinlenme yolum olmaya başladı. Tüm tersliklerin ve tersin ardından gelen düzlüklerin içindeki bir yoldayım. Yolun en başındayım ve bu çok güzel…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s